Dünyanın içerisinde bulunduğu karanlığın hesabını sormak, soluk alıp veren her canlının hakkıdır. İnsan isek bu dünyada hepbirlikte yaşıyoruz. Bunun eliti, fakiri, zengini, bilgini, cumhuriyetçisi, demokratı diye bir ayrımı olmaz, olmamalıdır. Sistemin şekillendirdiği gibi düşünmeyen, sistemi sorgulayan ve hakkı tutan insanlara sansür uygulamak, onları görünmez kılmak, medyayı haber hürriyeti anlayışından tasfiye ederek, yalnızca algı yönetimi faaliyetleri gerçekleştirerek; sistem gibi düşünen ya da ülkeleri kolayca manipüle edebileceğiniz farklı kutuplara ayırmak suretiyle ülkeleri kontrol etme satrancınızdan sıkıldık. Bunun yerine diyalog kurmak, uluslar arası ilişkiler ve diplomasiye kulak vermek…“YENİ SOĞUK SAVAŞ KONSEPTİNDE ÜST AKLA İNSANLIĞIN GÖZÜNDEN TAVSİYELER” yazısını okumaya devam et

Haksızlığa karşı sessiz kalıyorsanız, size yapıldığında da insanlığa ses çıkarın demeye yüzünüz olmamalıdır. ABD Kongresi seçimi kazandığı iddia edilen Biden’ı resmi olarak onaylamak için toplandığı gün tarihinde görülmemiş bir protestoya ev sahipliği yaptı. Yaşanan parlemento baskınında 4 kişi hayatını kaybetti. Silahla başından vurulan ve can çekişerek ölen bir kadının videosu sosyal medya platformlarında yayınlandı. Yaşanan elim olay kapsamında ABD Başkanı D. Trump, 88 milyon takipçisi olan Twitter platformundan “eve dönün” çağrısı yaptı. Ancak olayın ardından Twitter ve Facebook seçim döneminde de ifadelerine etiketler yapıştırdığı 45….“DEMOKRASİ REZALETİ” yazısını okumaya devam et

Dünyamızı adeta yaşanmaz hâle getiren bu biyolojik savaşın Çin ve ABD arasında yaşanan akademik casusluk operasyonları ile başladığını ifade etmem gerekir. Doğruları konuşan bilim insanlarını, yazarları ve araştırmacıları görünürlük konseptinden tasfiye ederek görünmezlik iksiri ile boyayan bu sistemle mücadele etmek insanlığımın vazifesidir. Kariyerimi yakmak için önce onu birilerinin sunmuş olması gerekirdi. Çok şükür, olduğum konuma kendi emeklerimle geldim. Bana en fazla yapacakları görünmez kılmak, kitlelere ulaşmamı engellemekti ki zaten onu da yaptılar. Onurlu insanları tasfiye ettiğiniz kurumlarınızın kimlere hizmet ettiğini birkez daha düşünün şimdi. Korkudan…“COVID-19 BİYOLOJİK SAVAŞI” yazısını okumaya devam et

“Kargaşa düzenden doğar, korku cesaretten doğar, zayıflık güçten doğar. Düzen ya da düzensizlik sayıdadır. Cesaret ya da korkaklık tavırdadır. Güçlülük ya da güçsüzlük görünümdedir.” – Sun Tzu 2019 Aralık ayında Çin Wuhan‘da ortaya çıkan COVID-19 kısa bir zaman içerisinde tüm dünyaya yayıldı. Worldometers verilerine göre 20 Aralık 2020 tarihi itibariyle dünya genelinde 1.697.050 kişinin pandemi sebebiyle hayatını kaybettiğini görüyoruz. Birçok ülkede sokağa çıkma kısıtlamaları gibi ağır önlemler alınmakta ve insanlar özgürlüklerinden mahrum olmaktadır. Türkiye’deki HES kodu örneğinden yola çıkarak elektronik fişleme sistemine geçildiği ve yaratılmak…“Biyolojik Savaştan Nükleer Savaşa” yazısını okumaya devam et

Kadim Türk Konseyi‘ne, Küresel salgının neden olduğu dijital dönüşüm kapsamında insanlığı zorunlu olarak dijital bir dünyanın içine hapsetmeye çalışan sistem, şimdi de altarnatif olarak sunduğu dünyada katliama devam ediyor. Türk bilim insanlarımızın, yazarlarımızın, araştırmacılarımızın, öğretmenlerimizin, ilim ehli bir yüreğe sahip olan soydaşlarımızın tamamının “FİKİRLERİ” dijital bir soykırıma uğramaktadır. Üzerimize “Görünmezlik İksiri” serpiştiren, bilgiyi çarpıtan, zihinleri manipülasyon yoluyla işgal eden ve bu sayede de insanımızı insanımıza kırdıran bu sistemin içerisinde daha ne kadar kalmaya devam edeceğiz? “Siber Vatanda Kızılelma Harekâtı’nın” uygulanması, Kadim Türk Dünyası’nın dijital dönüşüm…“SİBER VATAN KIZILELMA HAREKÂTI/DOKTRİNİ” yazısını okumaya devam et

Öncelikle, “Olumlu düşün, olumlu olsun.” sözünü hayatına ilke edinip de üstüne bir de enerji koçluğu oynayanların öğütlerini oldum olası hiç sevmedim, sevmem de. Çünkü en olumsuz olabilecek olanı düşünüp, gerekli tedbir ve önlemleri almak, kriz yönetimi yapmak gerekir. Ben “yaşamın savaş okulunun” öğrencisiyim. Lunaparkta değiliz; çiçek böcek edebiyatını bir kenara bırakın. Benim vatandaşım küresel bir hâkimiyet savaşı adına katlediliyorsa(?), burada hesap sormak için çalışırım (en azından “öldürmeyeceksin, yaşatacaksın!” derim). Ne yapayım? Sessiz mi kalayım? Bir köşeye oturup ne zaman bana ve sevdiklerime bulaşacak korkusuyla tırnaklarımı…“PANDEMİDE YENİ NORMAL VE PSİKOLOJİK SAVAŞLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ” yazısını okumaya devam et

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, devletinizin uygulamakta olduğu politikaların terörü besleyici/destekleyici bir çizgide şekillendiği, fikir-düşünce-özgürlük söylemlerinizden de öte fikrin ve düşüncenin özgürlüğü demek karşınızdaki medeniyetin inanç ve değerler sistemine saldırmak olduğunu eylemlerinizle desteklemekte ısrarcısınız, zannediyorum. Lafa gelince de “Avrupa bir medeniyetler beşiğidir.” dersiniz. Bu noktada medeniyetler beşiğinin neresi olduğunu yeniden hatırlatmamız icap eder, zannediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin Kurucusu Anafartalar Komutanı Gazi Mareşal Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlerimize hitaben şu ifadelerine dikkat çekmek isterim. Atatürk der ki: “Öğretmenler! Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller…““Avrupa bir medeniyetler beşiğidir.” diyorsanız inançlara saygı duymayı öğrenin!” yazısını okumaya devam et

Türkiye’nin Yakın Dönemde Millî Güvenliğine Tehtid Oluşturabilecek Unsurlar

Türkiye olarak, hem bölgesel hem de küresel stratejiler ışığında oldukça derin meselelerin içine çekilmeye çalışılıyor ve memleket dahilinde de hem psikolojik savaşın olumsuz sonuçlarıyla yüzleşiyor hem de örtülü faaliyetlerin karşısında kontra faaliyetler geliştirmeye/oluşturmaya/uygulamaya, düşmanın tuzaklarını bozmaya çabalıyoruz. Oldukça zorlu sınavlardan geçtiğimiz, bir taraftan pandemi ile çebelleştiğimiz/boğuştuğumuz yeni ve kurgusal bir dönemin içerisindeyiz. Atalarımızın kahramanlık destanlıklarıyla bizlere armağan ettiği, uğruna dökmüş oldukları asil kanlarıyla mühürledikleri ülkemizi, leke sürülemez bir Tarihe yakışır bir anlayış çerçevesinde yakın dönemde hangi Millî Güvenlik Tehtidleri bekliyor olabilir, memleketim için düşündüm, analiz…“Türkiye’nin Yakın Dönemde Millî Güvenliğine Tehtid Oluşturabilecek Unsurlar” yazısını okumaya devam et

Türkiye kimsenin piyon devleti değildir!

1- Dünyanın kalbi Avrasya’da atmaktadır. Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan Türkiye, jeopolitik olarak dünyanın kalbidir. Kalbi olmayan bir yapının yaşama mücadelesini sürdürebilmesi ve vücuda -dünyaya- kan pompalaması mümkün değildir. Sağlıklı düşünebilmeniz için bizim yaptığımız bu faaliyete ihtiyacınız vardır ki beyninize kan gitsin. Yani net söyleyelim: Türkiye kimsenin piyon devleti değildir! Sizi yaşatan devlet biziz. 2- Söz konusu denge siyaseti ve satranç olduğunda, Türkiye’yi piyon olarak görenlerin unuttuğu gerçek, Türkiye’nin bu oyunda Şah olduğudur. Her satrançta altın kuraldır: Tüm taşların görevi, Şah’ı korumaktır. Eğer bu vazifeyi…“Türkiye kimsenin piyon devleti değildir!” yazısını okumaya devam et