BİYOLOJİK SAVAŞIN İZLERİ

Kategoriler Haberler0 yorum

“Metruk binalarım var benim. Panjurlu pencere kapakları, güneşime engel değil karanlıklar. Her günün ardından doğan bir umut vardır; yüreğimin bağırından kopan fırtınam, ümidim… Bir günaydının bile hatrı vardı; bir tebessümün, bir selamın erdemi vardı. Çünkü insan vardı en nihayetinde. Kalbindeki sevgiyi saçan gönüllere hasret kalmadan önce, baharlarım vardı! Eskiden baharlar çiçek açardı; yoktu böyle fırtanalı, kilitli, kapana kısılmış, tutsak günler. Umut vardı; çocuklar parklarda özgürce koşuştururlardı. Bir ekmeği bölüşebilen, bir gözyaşını silebilen merhamet vardı. Nefret yoktu böylesi; ihanet, zalimlik, hırsızlık suç sayılırdı. Kötülüğün bir tarifi vardı; ya da ne bileyim özür dilemeyi bilirdik en azından, hatadan dönmeyi, gönül almayı, hatır sormayı. Böylesi günleri yaşadık da mazi mi oldu şimdi baharlar? Biyolojik bir savaşın ortasında mı kaldı insanlığım? Erdemi öldüren, merhameti öldüren, çocukları öldüren küresel katillerin yeni dünya düzenine hoş mu geldik şimdi? Dünya siyasetini şekillendiren sistemi yazanlar, uluslara boyun eğdirenler, dik duran milletlerin başına terör belası açarak iç karışıklık çıkaranlar ya da darbe senaryolarıyla yönetimi ele geçirenler, kendi şirketlerine bağımlı hale getirerek faizle borç verenler. Çarkınızın dönmesi için Çin’in size boyun eğmesi mi gerekiyordu? Çin boyun eğmediği için mi tüm bu savaşın acımasızlığı? Ne yarasa çorbası sevgili kardeşim: COVİD-19 Çin’e yapılan saldırının ardından Çin Derin Devletinin küresel sisteme verdiği cevabıdır. Oyunu iyi okumak gerek. Yani COVİD-19 dünyaya yayılan tek çeşit bir virüs değildir. Dikkat ettiyseniz “yeni tip koronavirüs” diye bir ifade vardır medyada. Yeni dünya düzenine — soğuk savaş dönemine — hoş geldiniz…”

Ömer MEMOĞLU, 6 NİSAN 2020.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir