Biyolojik Savaştan Nükleer Savaşa

Kategoriler Analiz/Strateji Yazıları0 yorum

“Kargaşa düzenden doğar, korku cesaretten doğar, zayıflık güçten doğar. Düzen ya da düzensizlik sayıdadır. Cesaret ya da korkaklık tavırdadır. Güçlülük ya da güçsüzlük görünümdedir.”Sun Tzu

2019 Aralık ayında Çin Wuhan‘da ortaya çıkan COVID-19 kısa bir zaman içerisinde tüm dünyaya yayıldı.


Worldometers verilerine göre 20 Aralık 2020 tarihi itibariyle dünya genelinde 1.697.050 kişinin pandemi sebebiyle hayatını kaybettiğini görüyoruz.


Birçok ülkede sokağa çıkma kısıtlamaları gibi ağır önlemler alınmakta ve insanlar özgürlüklerinden mahrum olmaktadır.


Türkiye’deki HES kodu örneğinden yola çıkarak elektronik fişleme sistemine geçildiği ve yaratılmak istenen bir “gözetim toplumu” diktasının da uygulama kapsamında yer aldığı gözlemlenmektedir.


Bir yurttaşımızın toplu taşıma araçlarına binmesi için ya da bir devlet kurumumuzda işlem gerçekleştirebilmesi için neden daha önce bu virüse yakalanıp yakalanmadığı bir anlam ifade etmektedir?

Hastalığa yakalanan bireyler hâlihazırda 10-14 gün karantina altında tutulmamakta mıdır?

Yoksa COVID-19 insan DNA’sını mı değiştirmektedir de bu gerçek, insanlıktan saklanmaktadır?


Süreç içerisinde aşı çalışmaları incelendiğinde ise RNA temelli iki aşı ABD menşeli Moderna ve ABD – Almanya – Çin ortaklı BioN-Tech karşımıza çıkmaktadır.

RNA aşısı daha önce insanlık üzerinde uygulanmamış bir yöntemdir. Ancak bir yıl gibi kısa bir sürede klinik testleri şaibeli bir şekilde onay almış ve devletler olası olumsuz sonuçlarda aşı şirketlerini yargılamayacaklarını da belirtmişlerdir.


Virüs bileşeni kullanılarak üretilen aşılara baktığımızda ise İngiltere menşeli AstraZeneca, Çin menşeli Sinopharm, SinoVac ve CanSino, Rusya menşeli Sputnik V ve Belçika – Almanya ortaklığı Janssen aşısı olarak karşımıza çıkar.


Bahsi geçen aşıların, dünyadaki aşı karşıtı grupları yatıştırmak için ünlülere yapıldığı hatta son ilginç örnek olarak İsrail Başbakanı B. Netanyahu’ya yapıldığı medya tarafından servis edilmiştir.

Klinik testleri tam olarak tamamlanmadan, gösterebileceği yan etkiler kesin olarak belli olmadan İsrail gibi bir devletin Başbakanı’na nasıl aşı yapılabilir?

İsrail Başbakanı kobay mıdır?

Yoksa COVID-19 Küresel salgını olası 3. Dünya Savaşı’nı önleyebilmek adına mı ortaya çıkarılmıştır?


Küresel salgına tam umut vaat eden gelişmeler, aşı çalışmalarında başarılı sonuçlar medya tarafından servis edilirken neden yeni virüs ya da mutasyon haberleri servis edilmeye çalışılmaktadır?


20 Aralık 2020 tarihli habere göre “İngiltere’de mutasyon paniği: Avrupa teker teker uçuşları yasaklıyor!” İngiltere’de ortaya çıkan mutasyon %70 oranında daha bulaşıcı deniyor.


Çin merkezli küreselci grup ABD’de Trump hükümetine darbe mi gerçekleştirdi?

Amerikan varlıkları Çin’e mi kaydırılıyor?


Sıradaki savaş, ABD Ulusal Kanadı ve ÇİN Merkezli Küreselciler arasında mı gerçekleşecek?

Ve son savaş, bir “Nükleer Savaş” mı?

-Ömer MEMOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir