MİLLİ DEĞERLER EĞİTİMİ SİSTEMİ PROJESİ

Toplumun sosyal medyada birbirine “Nefret söylemleri” ile yaklaştığı, hakaret ettiği bir ortamda “Sevgi” değerini bireye nasıl kazandıracağız? Hatta ülkenin demokrasisinin temsil edildiği meclisinde dahi siyasetçilerin tutumlarında da bu değeri görememekteyiz. Herkes birbirine saldırmakta ve sevgi anlayışı yerini nefrete bırakmaktadır. Çocuk bu ortamda sevgi anlayışını nasıl kazanabilir? Bu çocuk günümüzde okuldan daha fazla sosyal medyada ve televizyonda vakit geçiriyor. Hali ile eğitim yanlızca okulla sınırlı tutulamaz. Toplum olarak, siyasetçiler olarak tutum ve davranışlarımıza dikkat etmediğimiz müddetçe çocuk bize bakar ve bizden öğrenir. Yani “z kuşağını” suçlamanın…“MİLLİ DEĞERLER EĞİTİMİ SİSTEMİ PROJESİ” yazısını okumaya devam et

🌱 Umuttur Çocuk Hareketi kapsamında 2019-2020 eğitim-öğretim yılı boyunca gerçekleştirdiğimiz yardım kampanyasının infografiği sizlerle. Proje kapsamında emeğini ve desteğini hiç esirgemeyen o koca yüreklerin sahiplerine sonsuz teşekkür ediyorum. Ve diyorum ki “Bir çocuğun yüreğini kazanmak, insanlığı kazanmaktır.” Erzurum Tekman Çevirme İlkorta Okulu şimdi rengarenk. ✨🖌️🎨 Umuttur Çocuk; mesele bu umudu yaşatabilmektir, tertemiz bir saflıkla… – Ömer Memoğlu

COVID-19 BİYOLOJİK SALDIRI OLABİLİR!

Sayın Dr. Gönül Malat 5 Haziran 2020’de hekimcebakis.org adresinde kaleme aldığı “Ölüm Fazla Mesai Yapınca!*” isimli çalışmasında demişti ki bu süreç bizleri “Maslow piramidinin başına döndürdü.” Önceden savaş kavramının hedefi bahsi geçen piramitte güvenlik noktasıydı. Hedefin güvenlik düzeyinin tahrip edilmesi ve ‘özgürlük getireceğiz’ söylemleriyle parçalanan devletlerin insanları, yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor -petrol ve enerji meseleleri+vaat edilmiş topraklar zulmü-, yurtlarında kalmayı tercih edenler ise ya savaşın kurbanı oluyor -terör grupları oluşum süreçlerinde bilinç manipülasyonu, özgürlük savaşçısı söylemleriyle başka coğrafyalarda eyleme yönlendirim vd.- ya da katlediliyordu….“COVID-19 BİYOLOJİK SALDIRI OLABİLİR!” yazısını okumaya devam et

ABD’DE NELER OLUYOR?

Herakleitos der ki: “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Uygarlık tarihi boyunca dünyaya hükmetmek için birçok savaşlar verilmiş, birçok zaferler kazanılmış; bazen sahada kazanılmış masada kaybedilmiş, bazen sahada kaybedilip masada kazanılmış. Kısaca savaş kavramı yeni barış düzenini hayata geçiren güç olmak için, kuralları koyan olmak için bir araç olarak kullanılmıştır. Yeniden barışı inşa etmek için öncesinde savaşa ihtiyaç vardır. – Ömer MEMOĞLU Son kuralları koyan ABD’nin mevcut barış düzenini -yani hâkimiyetini- devam ettirebilmesi için dünyanın süper gücü konumunu koruması gerekiyor. Bunu başarabilmek adına iç karışıklıklarla uğraşırken…“ABD’DE NELER OLUYOR?” yazısını okumaya devam et

“Fransız İhtilalinin ardından Milliyetçilik fikri siyasi bir karakter kazanmış ve çok uluslu devletlerin yıkılmasına/parçalanmasına sebebiyet vermişti. Günümüzdeki risk ise çok uluslu şirketlerin devletler üzerindeki hegemonyasıdır. Bu durum ulus devlet sisteminin çöküşünün habercisidir. Koronavirüs bu durumun tetikleyicisi olabilir. Görünen düzende devletlerin yönettiği aslında perde arkasında şirketlerin yönettiği bir dünyanın hali hazırda kapitalist sisteme olan boyunduruğunun ardındaki görünmeyen savaşın yıkıcı etkisi kaçınılmaz olacaktır. Ne yazıktır ki bu savaşta hedef insandır. Medyanın gerçekleri yazamadığı, hakikati anlatan bilim insanlarının komplo teorisyeni olarak lanse edildiği, insanların zihninin yapılandırılmış enformasyonla manipüle…“ULUS DEVLET SİSTEMİ ÇÖKER Mİ?” yazısını okumaya devam et

KÖKTÜRK

Yaşamak mı?Vahşetin suratına bir tokat çarpmak için?Ölmek mi?Zalimin zulmünün kanlı ellerinden?Kazanmak mı?Boyun eğerek, el etek öperek, hainle el sıkışıp? buna kazanmak deniyorsa…Kaybetmek mi?Hakk için, insanlık için, onurunla yalnızlaştırılmak mı? en kalabalık yanım…Susmak mı?Bana dokunmayan yılanlara ses etmeden, kendi kabuğunda ve sinerek?Bir ses olmak mı?Vahşetin kanlı elleriyle boğuşarak boğulmak mı?Kaybolmak mı?Kendini yeniden bulmak için, özünü yitirmen için çabalayanlara inat!Var olmak mı?Asırlardır var olduğun gibi; köklü bir çınar!Çiçekleri kopartmaya gücü yetenler; hala kökünden kopartamıyorlar çiçekleri…Ve bir yanılgı içindeler!Bilmiyorlar ki toprağın içinden gelen, ona sımsıkı tutunan bir köküm…“KÖKTÜRK” yazısını okumaya devam et

“Sustuklarımızın ardında gözyaşlarımız vardır! Bayram sabahına annesiz uyanan çocuklar vardır… Bir bayramlığa hasret kalan çocuklar vardır. Bizim gönlümüzde bir merhamet vardır ki sessizliğimiz en büyük çığlığımızdır! Çünkü bugün hakikatin sesi gür çıkarsa o sesin bedelini yine mazlumlar ödeyecek. Sanmasınlar sessiziz diye kör bu millet, sağır ya da dilsiz. Çocuklar için susmamız gerekti. Nice canlar yitti, nice çocuklar annesiz kaldı, nice bayramlar kabusa dönüştürüldü; biliyoruz. Güç için, hâkimiyet için, sömürü için nice gözyaşlarından beslenen zalimler oldu. Vahşetten beslenen karanlığa tapan zalimler oldu! Herkesin bir hesabı vardır…“Karanlığın ardından nice güneşler vardır!” yazısını okumaya devam et

Bu gönderiyi Instagram'da gör "Milli bayramları unutturulmaya çalışılan milletler, kaybolmaya mahkumdur!" – Ömer MEMOĞLU Ömer Memoğlu (@omemoglu)'in paylaştığı bir gönderi (20 May, 2020, 6:05öö PDT)

“Damarlarımızdaki asil kana olan sadakatimizle; bizlere bıraktığın kutlu mirası tüm onur ve haysiyetimizle korumak için aydın yolunu ışığımız bildik! Varlığımızı ise Türk’ün varlığına feda etmeye and içtik. Bu kutlu yolculukta haksızlık karşısında sessiz kalanlardan, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” diyenlerden de olmadık. Mazlumun yanında, zalimin karşısında, hakkın ve hakkaniyetin yolunda yürüdük; baş koyduk mertliğin yoluna, yılanların başını ezdik! Türklüğümüze, onun değerlerine ve şanlı tarihimize zarar vermek için çabalayanları, bizi bize kırdırmak için mücadele edenleri, içimize sızarak değerlerimizi yok etmek için oyunlar kuranları, kaos ve şiddetten…“HUYLU HUYUNDAN VAZGEÇMEZ!” yazısını okumaya devam et

Modern iktidar, yönetim anlayışını görünmez kılmış -onu karanlığın ve bilinmezliğin içine sürüklemiş-, bireyi ise her alanda kayıt altına almayı amaçlamıştır. Fişleme anlayışı devletlerin değil, küresel güçlerin kullandığı bir anlayıştır. Hasta kayıt sistemleri, okulların öğretim programları ki -bir ülkenin ders kitapları incelenerek bir sonraki nesillerin eğilimleri tespit edilebilir ve devletlerin amaçladığı birey modeli anlaşılabilir-, bankacılık işlemleri ve tüketim alışkanlıkları gibi süreçleri online platformlarda kayıt altına alan modern iktidar, bireysel tepkileri, profilleri ustaca analiz etmiştir. Her bireyin profilini analiz eden ve raporlayan sistem, yeni dönemde ise tek…“Modern İktidar Büyük Gözaltıdır!” yazısını okumaya devam et