DERS KİTAPLARI İLE SEÇMEN OLUŞTURMAK

1. sınıfa başlayan her çocuk, 11 sene kurumlarımızda yapılandırıldıktan sonra 18 yaşına gelerek seçmen olmaktadır. Yani her seçimde oy kullanma yaşına gelenler 11 sene önce bu ülkenin eğitim kurumlarında yapılandırılmaya başlanmıştır. Siyasi partilerin savunduğu bazı değerler vardır ve o değerlerin karşısına yerleştirilen bazı değerler vardır. Örneğin AKPARTİ iktidarına ağırlıklı olarak Osmanlı İmparatorluğu’na sadakatle bağlı olan seçmen tipi oy verirken Atatürk’çüler genellikle vermemektedir. Bunun bir eğitim/öğretimde seçmen savaşına dönüştüğü gerçeğini sizlere anlatacağım. Eğer ben AKPARTİ’nin 11 sene sonraki seçmen analizini gerçekleştiriyorsam öncelikli olarak Atatürkçü düşünceyi ders…“DERS KİTAPLARI İLE SEÇMEN OLUŞTURMAK” yazısını okumaya devam et

Vahşetin Habercisi şiir kitabım

Vahşetin Habercisi1. Baskı – 22.07.2020 Yeni bir heyecan, yeni bir soluk, yeni bir umut davası, yeni bir aydınlık mücadelesi… Bu mücadelemde yanımda olan o eşsiz ruhların sahiplerine teşekkür etmem gerek. Kitabımın editörlüğünü üstlenen ve son okumasını gerçekleştiren, ellerinde hakikat olan kadına… Tuğçe Meç’e… Kitabımın kapak tasarımına son dokunuşları ile hayat veren Muammer Kökçü’ye ve daima imdadıma koşan Doğucan Kardaş’a… Kitabımın dizgisini gerçekleştiren Zeynel Engin’e sonsuz teşekkürler. Şiir türündeki ilk eserim “Vahşetin Habercisi” Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık ile sizlerle birlikte. (Tanıtım Bülteninden) EN GÜZEL AŞKI TATMADIM HENÜZ…“Vahşetin Habercisi şiir kitabım” yazısını okumaya devam et

Okyanus ötesi projelerle Türk’ün bağımsızlık karakteristiğine saldırıda bulunan CIA-Tavistock uzantılarının; peygamber ocağımız olan Şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize, memleketimizin akademik kadrolarına, açıkça memleketimizin tüm kurumlarına sızdığı, devletimizin içinde paralel bir yapılanma kurdukları; bu milletin silahı, bu milletin şerefli üniforması, bu milletin savaş uçakları ile milletimize saldırdıkları hain bir darbe girişiminin geri püskürtülmesinden; onurlu bir demokrasi zaferinden, 15 Temmuz’dan bahsediyorum. Bugün bu onurlu mücadelenin 4. yılı… Milletimizin yüreğindeki iman, kalbindeki vatan sevdası, asırlardır DNA’sına işlemiş olan bağımsızlık karakteristiği ve zalime teslim olmaktansa “kaybedeceksek savaşarak kaybedelim” mottosuna olan…“HAİNİ BOĞMAK TÜRK’ÜN LİTERATÜRÜNDE DÜĞÜNDÜR!” yazısını okumaya devam et

İstanbul Üniversitesi’ne AUZEF Kapsamında Psikoloji Bölümü Açılması Hk.

21. yüzyıl bilimde tek disiplinin yetersiz kaldığı ve multidisipliner anlayışla hareket edilmesi gereken, tüm alanların hassasiyetle birbiriyle yakından ilişki içerisinde bulunduğu bir dönüşüme ev sahipliği yapmaktadır. Mesela online eğitim sürecinden bir “yeni medyacı” olarak benim bahsetmem en doğal hakkımken bir eğitim bilimcisinin de bahsetmesi en doğal hakkıdır. Aynı zamanda sürecin bireyler üzerindeki psikolojik etkisi ve bireysel olarak eğitim süreçlerine, başarı durumlarına yansıması gibi veyahut sosyolojik olarak reaksiyonları, toplumsal karakteristikleri de göz ardı edilmemelidir. Yani meseleyi incelerken bir alan değil, birçok alan işbirliği içerisinde çalışmalıdır. Psikolog…“İstanbul Üniversitesi’ne AUZEF Kapsamında Psikoloji Bölümü Açılması Hk.” yazısını okumaya devam et

Kitlelerin Sosyal Mühendisliği Projesi

🇹🇷 “Tavistock Enstitüsü Faaliyetleri. Kitlelerin Sosyal Mühendisliği projesi ile ülkenin içinde cemaatsel oluşumlar oluşturanlar, bu cemaatleri fonlandıranlar ve Türkiye’yi nesillerinden vurmayı, içeriden çökertmeyi kurgulayanlar. Aynı zamanda eğitim vakıflarını da fonlayarak kendi dezenformasyon yelpazesine alet edenler. Amaç, ülkelerin eğitim sistemini tahrip etmek ve geleceğin nesillerini kendi ideolojilerine göre inşa ederek nesillerin millî ve manevi değerlerinden kopartılmasını sağlamaktır. Türkiye’nin Eğitim Sistemi daima bu güçlerin hedefinde olmuştur, içine sızılmıştır ve hâlen içinde yuvalanılmaktadır.” – Ömer MEMOĞLU

MİLLİ DEĞERLER EĞİTİMİ SİSTEMİ PROJESİ

Toplumun sosyal medyada birbirine “Nefret söylemleri” ile yaklaştığı, hakaret ettiği bir ortamda “Sevgi” değerini bireye nasıl kazandıracağız? Hatta ülkenin demokrasisinin temsil edildiği meclisinde dahi siyasetçilerin tutumlarında da bu değeri görememekteyiz. Herkes birbirine saldırmakta ve sevgi anlayışı yerini nefrete bırakmaktadır. Çocuk bu ortamda sevgi anlayışını nasıl kazanabilir? Bu çocuk günümüzde okuldan daha fazla sosyal medyada ve televizyonda vakit geçiriyor. Hali ile eğitim yanlızca okulla sınırlı tutulamaz. Toplum olarak, siyasetçiler olarak tutum ve davranışlarımıza dikkat etmediğimiz müddetçe çocuk bize bakar ve bizden öğrenir. Yani “z kuşağını” suçlamanın…“MİLLİ DEĞERLER EĞİTİMİ SİSTEMİ PROJESİ” yazısını okumaya devam et

COVID-19 BİYOLOJİK SALDIRI OLABİLİR!

Sayın Dr. Gönül Malat 5 Haziran 2020’de hekimcebakis.org adresinde kaleme aldığı “Ölüm Fazla Mesai Yapınca!*” isimli çalışmasında demişti ki bu süreç bizleri “Maslow piramidinin başına döndürdü.” Önceden savaş kavramının hedefi bahsi geçen piramitte güvenlik noktasıydı. Hedefin güvenlik düzeyinin tahrip edilmesi ve ‘özgürlük getireceğiz’ söylemleriyle parçalanan devletlerin insanları, yurtlarını terk etmek zorunda kalıyor -petrol ve enerji meseleleri+vaat edilmiş topraklar zulmü-, yurtlarında kalmayı tercih edenler ise ya savaşın kurbanı oluyor -terör grupları oluşum süreçlerinde bilinç manipülasyonu, özgürlük savaşçısı söylemleriyle başka coğrafyalarda eyleme yönlendirim vd.- ya da katlediliyordu….“COVID-19 BİYOLOJİK SALDIRI OLABİLİR!” yazısını okumaya devam et

ABD’DE NELER OLUYOR?

Herakleitos der ki: “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Uygarlık tarihi boyunca dünyaya hükmetmek için birçok savaşlar verilmiş, birçok zaferler kazanılmış; bazen sahada kazanılmış masada kaybedilmiş, bazen sahada kaybedilip masada kazanılmış. Kısaca savaş kavramı yeni barış düzenini hayata geçiren güç olmak için, kuralları koyan olmak için bir araç olarak kullanılmıştır. Yeniden barışı inşa etmek için öncesinde savaşa ihtiyaç vardır. – Ömer MEMOĞLU Son kuralları koyan ABD’nin mevcut barış düzenini -yani hâkimiyetini- devam ettirebilmesi için dünyanın süper gücü konumunu koruması gerekiyor. Bunu başarabilmek adına iç karışıklıklarla uğraşırken…“ABD’DE NELER OLUYOR?” yazısını okumaya devam et

“Fransız İhtilalinin ardından Milliyetçilik fikri siyasi bir karakter kazanmış ve çok uluslu devletlerin yıkılmasına/parçalanmasına sebebiyet vermişti. Günümüzdeki risk ise çok uluslu şirketlerin devletler üzerindeki hegemonyasıdır. Bu durum ulus devlet sisteminin çöküşünün habercisidir. Koronavirüs bu durumun tetikleyicisi olabilir. Görünen düzende devletlerin yönettiği aslında perde arkasında şirketlerin yönettiği bir dünyanın hali hazırda kapitalist sisteme olan boyunduruğunun ardındaki görünmeyen savaşın yıkıcı etkisi kaçınılmaz olacaktır. Ne yazıktır ki bu savaşta hedef insandır. Medyanın gerçekleri yazamadığı, hakikati anlatan bilim insanlarının komplo teorisyeni olarak lanse edildiği, insanların zihninin yapılandırılmış enformasyonla manipüle…“ULUS DEVLET SİSTEMİ ÇÖKER Mİ?” yazısını okumaya devam et

Bugün adına medya baş eğmiştir!

“21. yüzyılda medya adına, ana akım medyanın geleneksel medya uygulamalarında enformasyonu dilediğince şekillendirdiği, büyük sermaye sahiplerinin baş eğdirdiği bir medyadan bahsedilebilir yalnızca. Zaten medyada etik olan en önemli değer tarafsızlık ilkesiyken günümüzde taraflılıklarıyla gruplandırdığımız bir anlayışa dönüşen medya platformları; taraf olmaması halinde güçsüz kalmakta ve hatta ne yazıktır ki yok olmaya, yok edilmeye mahkum olmaktadır. Çünkü ana akımın hedefi ideoloji bombardımanı oluşturmak, propaganda uygulamak ve bunu yaparken belirlenen hedef kitleyi yönlendirim altına almayı amaçlamaktır. Toplumsal kesimleri istedikleri ölçüde kontrol altına alan sermaye sahipleri için bunu…“Bugün adına medya baş eğmiştir!” yazısını okumaya devam et