COVID-19 BİYOLOJİK SAVAŞI

Kategoriler Analiz/Strateji Yazıları0 yorum

Dünyamızı adeta yaşanmaz hâle getiren bu biyolojik savaşın Çin ve ABD arasında yaşanan akademik casusluk operasyonları ile başladığını ifade etmem gerekir. Doğruları konuşan bilim insanlarını, yazarları ve araştırmacıları görünürlük konseptinden tasfiye ederek görünmezlik iksiri ile boyayan bu sistemle mücadele etmek insanlığımın vazifesidir. Kariyerimi yakmak için önce onu birilerinin sunmuş olması gerekirdi. Çok şükür, olduğum konuma kendi emeklerimle geldim. Bana en fazla yapacakları görünmez kılmak, kitlelere ulaşmamı engellemekti ki zaten onu da yaptılar. Onurlu insanları tasfiye ettiğiniz kurumlarınızın kimlere hizmet ettiğini birkez daha düşünün şimdi. Korkudan küçük dilini yutan, çizgisi ve duruşu yalnızca kendine dayatılan (yani ezberletilen) bir nevi programlanan insanlar ancak onlara sunulan hayatların figüranlarıdırlar.

Ben bu hayata figüran olmaya gelmedim. Başrol olmak için önce korkusuz olmalısınız. Hakikate yüz çevirerek, korkarak, gerçeklere sessiz kalarak insan olunmaz. Şayet ben buna insanlık demem. Okuyun. İnsanlık için okuyun.

Yaşanan pandemiden önce ABD ve Çin arasında yaşanan akademik casusluk krizleri oldukça dikkatimi çekmişti. Tabii bu salgın çıktıktan sonra nedense çorabın içine saklanan tüpleri haber yapan tüm medya kuruluşlarının bu haberleri de ortadan kaldırdığını görmüştüm. Haliyle bir türlü bulamamıştım da. Ne kadar üzücü değil mi? Hayatımızı çalan sistem daima kahramanlığa da soyunuyor. İnsanlık herşeyi başardı. Hatta ve hatta uzayı fethetmeye doğru temalanmış bir konsepten insanı fethetmeye doğru giden bir “homo deus” yaratmanın peşinde. Ama bir türlü insan olmayı beceremedik.

COVID-19 YÜZÜNDEN ÖLEN İNSANLARIMIZ ŞEHİT STATÜSÜNDEDİR. TÜRKİYE’DE İLK KEZ BENİM KALEMİMDEN DUYUYORSUNUZ. He bu arada ben ırkçı falan da değilim. Ben yalnızca ülkemi ve insanımı seviyorum. Çok şükür yine insanı yaşatan tarafta oldum. Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Hakikati saklamaya gücü yetenler, hakikat anlamını kaybedince ortalığa dökülen gerçekleri toplamaya dahi uğraşmazlar. Çünkü artık o trajedi gündem değildir. Daha çok acı çekeceğiz. Su krizi, yiyecek kıtlığı, işsizlik gibi durumlarla karşılaşacağız.

/ ÖMER MEMOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir