İstanbul Üniversitesi’ne AUZEF Kapsamında Psikoloji Bölümü Açılması Hk.

Kategoriler Haberler0 yorum


21. yüzyıl bilimde tek disiplinin yetersiz kaldığı ve multidisipliner anlayışla hareket edilmesi gereken, tüm alanların hassasiyetle birbiriyle yakından ilişki içerisinde bulunduğu bir dönüşüme ev sahipliği yapmaktadır. Mesela online eğitim sürecinden bir “yeni medyacı” olarak benim bahsetmem en doğal hakkımken bir eğitim bilimcisinin de bahsetmesi en doğal hakkıdır. Aynı zamanda sürecin bireyler üzerindeki psikolojik etkisi ve bireysel olarak eğitim süreçlerine, başarı durumlarına yansıması gibi veyahut sosyolojik olarak reaksiyonları, toplumsal karakteristikleri de göz ardı edilmemelidir. Yani meseleyi incelerken bir alan değil, birçok alan işbirliği içerisinde çalışmalıdır. Psikolog ve sosyologlar bu sürece mutlaka dahil olmalıdır. Hatta durumun küresel bir perspektifte nüks etmesi uluslararası ilişkiler, siyaset gibi alanları da bu sürece dahil olmayı haklı çıkarır. Kabul edilmelidir ki küresel salgın, Psikoloji disiplinini diğer tüm disiplinlerin merkezine dâhil etmiştir.

Bilimde alanların keskin uçlara sahip olması ve nüfuz ettiği alanlara hâkimiyeti sona ermiştir. Herkes her alanı takip etmek ve bilgi sahibi olmak ancak tabii ki öncelikle kendi alanında uzmanlaşmak durumundadır. Yani psikoloji alanının açık öğretimde açılmış olmasına karşı çıkan meslek savunucularını meseleye rakipsel ya da “mesleğimiz orta malı oldu” düşünceleriyle yaklaşmalarını değil, kesinlikle ve kesinlikle alanlarının değerinin bir anda bitcoin gibi şiddetle değer kazandığını fark etmelerini benimsemelerini arzu ederdim. Keza bu durumun alan açısından çok önemli bir gelişme olduğunun altını çizerken, bilimin her türlüsünün örgün gibi açıktan da olsa desteklenmesi kanaatindeyim.

Bir küresel salgın tüm dünyayı etkisi altına alıp, insanları evine kilitler hale gelebiliyor ve aylarca evde tutabiliyorsa, burada toplum sağlığı yalnızca salgın kaynaklı değil psikolojik olarakta büyük tehlike altında kalmıştır, kalacaktır ve bunun toplumsal yansımasını sosyoloji, bireysel yansımasını psikoloji, eğitime yansımasını eğitim bilimcisi, devletlere yansımasını siyaset bilimcisi, süreç karşısında medyatik reaksiyonları yeni medya uzmanı/iletişimci, hepsinden de önemlisi tüm süreci herkes inceleyebilmelidir ki bilim bilime katkı sağlayarak zenginleşecektir.

Kısaca farklı alanlardan lisans derecesine sahip olanların ikinci bir alan olarak psikoloji lisans derecesine de sahip olabilmeleri bilime katkı sağlayacaktır ve bu oldukça olumlu bir gelişmedir. Zira küresel salgın psikolojik bir savaştı ve hedef zihinleri işgal etmekti. Bu savaş karşısında yenilmemek için bu sürecin üstesinden gelebilmek durumundaydık. Bu durumun üstesinden gelebilmekte ancak bilimin bilimi desteklemesi suretiyle mümkün olabilir.

Alınan bu doğru karar için İstanbul Üniversitesi’ni sonuna kadar destekliyorum. Medyanın da psikolojisi vardır, eğitimin de psikoloji vardır, siyasetin de psikolojisi vardır ve bu alanı açık öğretimden okuma fırsatını elde edenler daha zengin bilimsel çalışmalar gerçekleştirebilir yani tüm alanlara da katkı sağlamış olurlar. Hali hazırda günümüzde birçok alanın açık öğretimde var olduğu ortada iken onların var olması o alanların değerini düşürmemekte aksine zenginleştirmektedir. Psikoloji’nin yer alması da oldukça sevindirici bir gelişmedir. Örgün ya da açık öğretim her türlü eğitim ortamı memleketi ve insanlığı kazandırır. Teşekkürler İstanbul Üniversitesi… Teşekkürler AUZEF!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir