MİLLİ DEĞERLER EĞİTİMİ SİSTEMİ PROJESİ

Kategoriler Akademik İncelemeler, Haberler0 yorum

Toplumun sosyal medyada birbirine “Nefret söylemleri” ile yaklaştığı, hakaret ettiği bir ortamda “Sevgi” değerini bireye nasıl kazandıracağız? Hatta ülkenin demokrasisinin temsil edildiği meclisinde dahi siyasetçilerin tutumlarında da bu değeri görememekteyiz. Herkes birbirine saldırmakta ve sevgi anlayışı yerini nefrete bırakmaktadır. Çocuk bu ortamda sevgi anlayışını nasıl kazanabilir? Bu çocuk günümüzde okuldan daha fazla sosyal medyada ve televizyonda vakit geçiriyor. Hali ile eğitim yanlızca okulla sınırlı tutulamaz. Toplum olarak, siyasetçiler olarak tutum ve davranışlarımıza dikkat etmediğimiz müddetçe çocuk bize bakar ve bizden öğrenir. Yani “z kuşağını” suçlamanın hiçbir anlamı yok. Hiçbir çocuk suçlu değildir. Suçlu olan biziz, suçlu olan toplum. Çocuk bakarak, duyarak öğrenir. Onlar bize baktıklarında biz onlara ne sergiledik? Ya da onlar bizden neler duydular? “Z kuşağı neden bu hale geldi?” diye sormak yerine “Biz neden bu hale geldik?” diye sorgulamamız gerekiyor. “Sorumluluk” değerine gelindiğinde, eğitimcilerin sorumluluk almaktan kaçtığı, kaçındığı bir ortamda bireye bu davranışın kazandırılması nasıl mümkün olabilir? Yetkili mercilerin bile kimi zaman yaşananan elim durumlarda sorumluluk almaktan kaçındığı, yalnızca taziyelerini ilettiği, şirketlerde masum insanlara yöneticilerinin hatalarının bedelinin ödetildiği, her mecrada onurlu insanların ayaklarının kaydırıldığı ve bundan sevinç duyulan bir sistemden bahsediyorum. Yani sorumluluk almaktan kaçan, ödevini başkasına yaptıran ya da zamanında teslim etmeyen, sorumsuzluğunun suçunu arkadaşına atan bir birey modeli oluşması inanın şaşırtıcı değil. Biz ne kadar sorumluluk alabildik ki çocuklar alsınlar? “Saygı” değerine gelindiğinde, öğretmenine dahi saygısı kalmayan bir birey modelinin arkadaşına ya da insanlığa nasıl saygı duyabileceğini düşünebiliriz? Biz millet olarak birbirimize ne kadar saygı duyuyoruz? İdeolojik düşünceler birbirine saldırmaya devam ettiği müddetçe, bilimi yönlendiren, eğitimi yönlendiren ideolojiler olduğu müddetçe, “eğitimin yalnızca okuldan ibaret olduğu yanılgısı”na kapılmaya devam ettiğimiz müddetçe bu değerleri çocuklarımıza kazandıramayız. Çok fazla değerimiz var, hepsine değinmem mümkün değil. Ancak en önemli değerimiz “vatanseverlik” değerine değinmeden yazımı bitirmek istemiyorum. Çocuk vatan, devlet ve iktidar kavramlarının ayrımını dahi bilemeyen bir hale getirilmiş. Devleti eleştirmeyi, iktidarı eleştirmek zannediyor. Devlete başkaldırmayı, iktidara başkaldırmak zannediyor; ne kadar acı. Kendi evladımız kendi toprağından nefret eder hale getirilmiş. Sert ideolojik savaş yüzünden, muhalif grupların etkisinde kalan bir nesil devletine saygı duymaz hale getirilmiş. Bu kadar vahim bir ortamda “TÜM DEĞERLERİN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ” gerekmekte ve toplum olarak değerlerimizi yeniden hatırlamamız gerekmektedir. Bizler bu şekilde davranmaya devam ettiğimiz müddetçe, bu hal içinden çıkılamaz bir bataklığa dönüşecektir. Türk örfünü, adetini, geleneklerini, göreneklerini ve en önemlisi değerlerini yeniden hatırlamalıdır. (Toplumun içinde unutmuş olan bireylerin tamamı.)

“TÜM DEĞERLERİN YENİDEN DEĞERLENDİRİLMESİ”
MİLLİ DEĞERLER EĞİTİMİ SİSTEMİ PROJESİ / ÖMER MEMOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir