PANDEMİDE YENİ NORMAL VE PSİKOLOJİK SAVAŞLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ

Kategoriler Analiz/Strateji Yazıları0 yorum

Öncelikle, “Olumlu düşün, olumlu olsun.” sözünü hayatına ilke edinip de üstüne bir de enerji koçluğu oynayanların öğütlerini oldum olası hiç sevmedim, sevmem de. Çünkü en olumsuz olabilecek olanı düşünüp, gerekli tedbir ve önlemleri almak, kriz yönetimi yapmak gerekir. Ben “yaşamın savaş okulunun” öğrencisiyim. Lunaparkta değiliz; çiçek böcek edebiyatını bir kenara bırakın. Benim vatandaşım küresel bir hâkimiyet savaşı adına katlediliyorsa(?), burada hesap sormak için çalışırım (en azından “öldürmeyeceksin, yaşatacaksın!” derim).

Ne yapayım? Sessiz mi kalayım? Bir köşeye oturup ne zaman bana ve sevdiklerime bulaşacak korkusuyla tırnaklarımı mı kemireyim? Ya da ruh sağlığı bozulan yakınlarımın, komşularımın davranışlarındaki anormallikleri inceleyip, üzerine bir kitap mı yazayım? Aşık Veysel’in güzel bir sözü vardır: “Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa…” der. Ben insanımızı seviyorum… Ben toplumumuzu, komşularımızı, yaşlılarımızı seviyorum. Onlar ölmesin, biz ölmeyelim istiyorum. Tüm bu süreç geçtiğinde de yeniden iyileşeceğimize tüm kalbimle inanıyorum… Zor bir sınavdan geçiyoruz ama hiçbir şey yokmuş gibi de davranamayız. Yasaklar geçince sokaklara çıkalım, başladığında tekrar eve girelim (yalandan ekmek almaya çıkalım da yasak delelim falan) ama küresel sisteme (küresel çetelere) hiç ses çıkarmayalım! Böyle salgınla mücadele olmaz…

Herkesin dilinde devletin sakladığı ya da sakladığını iddia ettikleri rakamlar var. Yahu psikolojik savaşla ilgili devletin aldığı ve uyguladığı bir yöntem de olabilir bu. Şahsen bakınız, ben devlet yönetsem, halkın sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde elimden geldiğince rakamları az bildirirdim herhalde. Halkın psikolojik sağlığını korumakta benim görevim. Korkuya, kaosa, endişeye, paniğe karşı da savaşmak durumundayım. Bunun yanında zaten gerçek rakamları bilmek de sizi “olumlu, mutlu, zafer kazanmış” olarak hissettirmeyecektir. Rakamları bir kenara bırakın artık, çevrenize yardımcı olun. Bir tabir vardır: “Herkes kapısının önündeki çöpü süpürse, dünya tertemiz bir yer olurdu.” derler. Kapınızın önündeki yaşam mücadelelerine destek olun! COVID-19 olan komşularınızı duyduğunuzda binalarınızı terk etmeyin mesela! Hatta önlemlerinizi alarak kapılarına çorba bırakın, bir ihtiyacı var mıdır arayın sorun, moral motivasyon verin…

Kimse kusura bakmasın. Biz insanı sevmezsek, bu sistem bize acımaz! Merhameti hatırlayın yeniden… Bizi yalnızca biz iyi edebiliriz, bunu ilke edinin ve insanlığa şifa olmak için çabalayın… Merhameti anlatmayayım da neyi anlatayım? Salgına yakalanan giriş kat komşunuzun ardından, herkesin binayı terk edip gittiğini mi anlatayım?

Gitmeyeceğiz, kalacağız! En azından ben öyle yapıyorum ve kalıyorum! Çünkü felsefem bu. “Savaşı düşünün! Savaşmadan kazanamazsınız!” Gerekiyorsa kapı kapı dolaşıp çorba bırakacağız, ilaç bırakacağız, birbirimizi sevdiğimizi söyleyeceğiz, fedakâr olacağız… “Korkaklar bin kere, cesurlar bir kere ölür.” diyordu Fedailerin Kalesi Alamut’ta. İnsan her koşulda ayakta kalmak istiyorsa, her türlü olumsuz koşula ve şarta da kendini hazırlamalıdır. Ama tabii yenilmek istiyorsanız, her gün ölmeye devam edebilirsiniz. Sonrada yüzünüzü maskelere sarıp, üstüne bir de siperlik takar dolanırsınız. Ölmekten korkmayın bu kadar… Önleminizi alın ve insanlığa şifa olmak adına mücadele edin…

Yani ölecekseniz, bir kere ölün ama korkusuzca ölün!

İnsanlığı terk etmeyeceğiz, insanlığı terk edemeyiz…

Onun bize ihtiyacı var!

Savaşacağız!

Nietzsche’nin dediği gibi: “Beni öldürmeyen şey güçlü kılar.”

Bu salgının ardından daha da güçlü çıkacağız, tüm kalbimle inanıyorum.

Çünkü biz, karanlıkları aydınlatmak için gönderildik!

-Ömer MEMOĞLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir