Türkiye’nin Yakın Dönemde Millî Güvenliğine Tehtid Oluşturabilecek Unsurlar

Kategoriler Analiz/Strateji Yazıları0 yorum

Türkiye olarak, hem bölgesel hem de küresel stratejiler ışığında oldukça derin meselelerin içine çekilmeye çalışılıyor ve memleket dahilinde de hem psikolojik savaşın olumsuz sonuçlarıyla yüzleşiyor hem de örtülü faaliyetlerin karşısında kontra faaliyetler geliştirmeye/oluşturmaya/uygulamaya, düşmanın tuzaklarını bozmaya çabalıyoruz. Oldukça zorlu sınavlardan geçtiğimiz, bir taraftan pandemi ile çebelleştiğimiz/boğuştuğumuz yeni ve kurgusal bir dönemin içerisindeyiz. Atalarımızın kahramanlık destanlıklarıyla bizlere armağan ettiği, uğruna dökmüş oldukları asil kanlarıyla mühürledikleri ülkemizi, leke sürülemez bir Tarihe yakışır bir anlayış çerçevesinde yakın dönemde hangi Millî Güvenlik Tehtidleri bekliyor olabilir, memleketim için düşündüm, analiz ettim ve sizlerle paylaşıyorum.

Şunu da ifade etmek istiyorum. Savaş, zihinlerde kazanılmaktadır. Düşmanın derdi, öncelikle bizlere karşı psikolojik olarak galip gelmektir. Buna millet olarak izin vermemeli ve bu topraklarda şerefli medeniyetimizin varlığını taçlandırmak için, hangi alanda olursa olsun, koşulsuz ve şartsız memlekete hizmet yolunda mücadelemize devam etmeliyiz.

Toprağına sahip çıkarsan, toprağında sana sahip çıkar. “Ne ekersen, onu biçersin!” Güzel yarınlar ekebilmek ve aydın yarınlara kavuşabilmek için, hepimizin elini taşın altına koyması gerekmektedir.

Türkiye’nin Yakın Dönemde Millî Güvenliğine Tehtid Oluşturabilecek Unsurlar

1. PKK terörünün, Türkiye’nin savunma sanayiinde ki şahlanışı ışığında hem konvansiyonel hem de psikolojik olarak kapana kıstırılması sayesinde son dönemde inlerine püskürtüldüğünü ifade edebiliriz. Ancak sıcak çatışmada olan başarısızlıkları, millî bayram günlerimizi kana bulamak ve ocaklara ateş düşürmek için özellikle hedef haline gelmektedir. TSK olarak her zaman olduğu gibi 30 Ağustos 2020 tarihinde olası bir saldırıya karşı dikkatli olmalı ve hainlerin emellerine ulaşmalarına imkân tanınmamalıdır.


2. Doğu Akdeniz’deki sismik araştırma faaliyetlerimizden rahatsız olan bazı devletler ya da devlet dışı aktörler, Yunanistan’ı maşa olarak kullanmaktadırlar. Yunanistan’ın olası bir kışkırtma eylemine karşı verilen haklı bir yanıtı, Türkiye’nin dünya kamuoyunda haksız bir eylem gerçekleştirdiği üzerine algı oluşturmak suretiyle, ülkemizin NATO üyeliğinden çıkarılmasının hedeflendiği projelerini hayata geçirebilirler. Hatta BAE’nin kışkırtmalarına verilen bir yanıtı, sanki NATO üyesi Yunanistan’a verilmiş gibi lanse edebilirler. Tüm deniz ve hava donanmamızda olayların gelişimini naklen kayıt altına alan kameralarımızın, gereklilik halinde devlet televizyonumuzdan canlı yayın yapabileceğimiz tüm teknolojik tescizatın hazır bulundurulması önem arz etmektedir. Türkiye’yi NATO üyeliğinden ihraç etmek için sebep yaratmaya çalışanlara fırsat verilmemelidir. Mavi Vatan’ı koruyalım derken, olası bir kışkırtmaya karşı NATO üyeliğinden ihraç olmamıza neden olabilecek bir faaliyetten kaçınmamız, düşmana imkân tanımamamız gerekmektedir.


3. Koronavirüs aşı çalışmaları kapsamında yalnızca Rusya ile gerçekleştirilen faaliyetlerin desteklenmesi, Küreselcilerin planını bozma noktasında önem arz etmektedir. Koronavirüs ile Ulus Devletlerin çöküşünü hedefleyenler, yeni dünya düzenini yani Küresel Dünya Devleti projelerini hayata geçirmeyi düşünmektedirler. Aynı zamanda Elon Musk’ın denemelerine başladığı, insan beynini çipleme projesi sayesinde bireylerin tektipleşmesi emellerine ulaşmalarına ramak kalmıştır. Hedefin insan zihni olduğu yeni dönemde, bu oyunu bozabilecek iki aktör vardır. Biri Türkiye’dir, diğeri Rusya’dır.

3.1. Bölgesel olarak yaşanan gelişmeleri bu çerçevede analiz etmek, olayları anlamlandırma noktasında etkili bir çalışma olacaktır. Belarus’daki iç karışıklığa Rus Ordusu’nu çekmeye çalışan Küreselciler, Türkiye’yi Suriye üzerinden iç savaş planı hazırladıkları Lübnan’a çekmek peşinde olacaklardır. Lübnan üzerindeki etnik grupları/aşiretleri birbirlerine karşı kışkırtarak, silahlandırarak iç savaş yaratmaya çalışan Küreselciler, Belarus halkını da sokaklara dökmüştür. Türkiye için risk, Suriye ve İsrail’e komşu olan Lübnan’da güvenliği sağlamak üzerine konuşlanmak olabilir. Suriye’de gerçekleştirilen operasyonel faaliyetler sayesinde içteki terörün püskürtülmesi sağlanmıştır. Ancak Lübnan’da yaşanan bir iç savaş ihtimaline karşı güvenlik aktörlüğünün ülkemiz adına oldukça riskli olduğunu belirtmemiz gerekir. Zira Türk Ordusunun kara operasyonu çerçevesinde sırtını Suriye’ye dönmemesi ve terör gruplarına karşı çevrelenmesine imkân tanınmaması gerekmektedir.

“Muhtaç olduğumuz kudret, damarlarımızdaki asil kanda, mevcuttur!”

– Ömer MEMOĞLU

28 Ağustos 2020 tarihli internet makalesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir